Filmden aklımda kalan 5 şey:
1- "Bir kunduz neden çalışma masasına benzer?"
2- "Kimi arabayla seyahat eder, kimi rayla...
Ama en iyisi şapkadır, şapka!"
3- Şapkacı... Herkese bir şapkacı lazım.
4- Şapkacının, ismini hatırlayamadığım dansı.
5- Capitol sinemalarının güvenliğinin ne kadar güvenilmez olduğu.
Kardeşim iPhone'unu sinemada unuttu. Eve gelince farketti ve taksiye binip hemen geri döndü. Bende sinemayı arayıp, durumu anlattım. Salon numarasısı, koltuk sıra ve numarasını bildirip, bakmalarını rica ettim. 5 dakika sonra arayın dediler. Aradığımda ise "Güvenlik eşliğinde bakıldı ve bulunamadı" dendi . Kocaman bir yalan! Telefondaki uzun tartışma sonunda "O telefon bu akşam bulunacak" dedim. Cevap "Bu akşam ya da yarın bu konuyu buraya gelip çözebilirsiniz."
Bir yandan da diğer telefonla iPhone'u arıyorum. 1 dakika sonra geri arandım. Hemde kayıp iPhone'dan... Bizden sonra salona girip, aynı koltuğa oturan Dilek hanım telefonu bulmuş ve bizi geri aramış...
Bu da demek oluyor ki, sinema güvenliği o salona hiç gitmemiş. YALAN söylemişler bize...
Dilek Hanım ile telefonda konuşurken, güvenlik nihayet yanına geldi ve iPhone'u Dilek Hanımdan istedi. Ben hemen "Sakın vermeyin" dedim. Artık onlara nasıl güvenebilirdim ki... Tam o sırada kardeşim salondan içeriye giriyor ve telefonu alıyor...
Bu gün Capitol'ü aradım. İdari İşler'den Taner beye durumu aktardım. Konu kendisine güvenlik tarafından hiç aktarılmamış. Önce savunmaya geçti. Kimsenin yalan söylemediğini, telefonun koltuğun arasına sıkışmış olabileceğini filan söyledi. Bende " Sizce sinemaya gidince koltuk aralarına sıkışan telefon varmı diye bakan biri, telefon bulunca sahibi arar mı?" diye sordum. Zira Dilek hanım bizi aramıştı. Bana telefonunuzu buldunuz sorun nedir gibi birşeyler söyledi. Bende güvenlik zafiyeti dedim.
Biz bulduk ama başkaları Dilek Hanım gibi birine rastlamaya bilir. Sonunda "Ben araştırıp size döneceğim" dedi. Şimdi dönmesini bekliyorum...
Belki ona da sormalıyım "Bir kunduz neden çalışma masasına benzer?"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder